12 Haziran Seçimlerine Müteakip, Yeni Dünya Düzeni

6 Şubat 1748 tarihinde, Bavyerada, İngolstadt şehrinde Katolik baba, Yahudi anneden doğan Johann Adam Weishaupt;1 Mayıs 1776 tarihinde Illuminati adını verdiği gizli bir cemiyet tesis etti.
Weishaupt, Monarşileri ve Dini ortadan kaldırmayı, merkezi Kudüs olan Dünya hakimiyet inin İllimünati cemiyeti vasıtasıyla teessüsü maksadıyla faaliyette bulunuyordu.
Bavyera hükümeti cemiyetin faaliyetlerini zararlı olarak tavsif ederek yasaklıyordu. Cemiyet, 1789 Fransız ihtilali ile, kısmen de olsa maksadına vasıl olunca, İllimünati cemiyetine teveccüh başlıyordu. 19. yüzyılın başlarında ünlü Alman filozofu Hegel in dahil olmasıyla eski parlak günlerine dönen İlluminati, azası olan Hegel in tez-antiteznazariyesiyle Yeni Dünya Düzeni fikrinin tekamül ettiği ütopik bir cemiyet halini alıyordu. Cemiyet, siyasi maksadını gizleyerek, halkın teveccühünü kazanmak maksadıyla, cemiyet nizamnamesinin tanzim edilerek neşrine karar veriyordu. Bu maksatla Mordehay Lewis, Karl Marx müstear ismiyle Komünist Manifesto adını verdikleri cemiyet nizamnamesini neşrediyordu.

   A.B.D nde, dahili harbe müteakip, İllimünati Cemiyeti nin Maşrık – ı Azam ı Albert Pike, 1871 senesinde İtalya mason cemiyeti Maşrık – ı Azam ı Mazzini ye yazdığı mektupta Tek Dünya Düzeni nin teessüsü için en mühim mani nin Osmanlı Devleti olduğunu ifade ederek, Osmanlı Saltanatı ve Devlet inin acil olarak yıkılmasının lüzumundan bahsediyordu. A. Pike, teessüs edecek Umumi Harp neticesinde Hegel intez – antitez, Karl Marks ın Komünist Manifesto nazariyeleri mucibince Çarlık Rusya sında meydana gelecek ihtilal ile tebarüz edecek olan Marksist idari teşkilat, Dünya idari teşkilatının iki aksi kutba taksimine sebep olacaktı. Osmanlı Devletinin ortadan kalkması, Filistintopraklarında Yahudi iskanına sebebiyet vereceğinden; Merkezi Kudüs olan Tek Dünya Düzeni hedeflerinin tekamülünde en mühim merhaleye vasıl olunacaktı. Meydana getirilecek ikinci bir Umumi Harp neticesinde, Filistintopraklarında İsrail devleti teessüs ederken, üçüncü Umumi Harp İslam alemi ile Hristiyan medeniyeti arasında baş göstererek, Tek Dünya Düzeni tekamül edecekti.

   Osmanlı devleti nin yıkılması maksadıyla, Avrupa da dört ila beş yaşlarında, zeka katsayıları yüksek, Yahudi ve Protestan çocukları Osmanlıca ve İslam dini tedris ettirilerek; İslam düşmanlığı ile techiz ettiriliyordu. Tophane rıhtımından gizlice İstanbul sokaklarına bırakılan çocuklar, zabıtanın dikkatine mucip, ifadelerinde ağız birliğiyle, öksüz ve yetim olduklarından bahis ettiklerinde, İrade – seniye ile devrin mühim bir İslam Mektebine leyli olarak yerleştirilerek; Devletin himayesinde, Devletin Mülk – i ve Askeri erkanı olarak istihdam edilmek üzere yetiştiriliyorlardı.II. Abdülhamid Han tahta cülus etmesine müteakip, vaziyetin farkında olarak, mektebin faaliyetine nihayet veriyor, fakat,1908 ihtilali neticesinde, Kanun- i Esas – i nin merriyeti söz konusu olunca; mektep faaliyetine tekrardan başlıyordu. Harici olarak, Büyük Şark Mason mahfili nin tasarrufu ile, Selanik te Makedonya Risorta Mason Locası faaliyetine başlıyordu. Yahudi, Avdeti, kripto Yahudi lerin ekseriyette bulunduğu Mason mahfili ile İttihad ve Terakki Cemiyeti nin faaliyetleri neticesinde II. Abdülhamid e karşı 1908 ihtilalini tertip edilerek, 1909 senesinde II.Abdülhamid in taht tan hal edilmesi neticesi hasıl oluyordu. Söz de Müslüman, Protestan ve Yahudi çocukları ise, daha sonraları cemiyet olarak faaliyette bulunacak olan İslam Mektebinden mezun olarak, Askeri ve Mülk – i Erkan olarak istihdam edilmek üzere devlet teşkilatında vazifeye başlıyorlardı. Mason Mahfili ve İttihad ve Terakki Cemiyeti ile el – ele vererek, Umum – i Harp e müteakip Osmanlı Devleti nin nihayetine sebebiyet veriyorlardı.

   “Türk devleti kıyamete kadar bakidir.!. Şekilden, şekile girer ama, yıkılıp dağılmaz, devlet olma vasfını muhafaza eder.” Merhum Ahmed Amiş Ef. Haz.

“Milletimi evvela “” Ba’su ba’de’l – mevtsiz “ bir ölümle yok etmeye götüren sahte kurtarıcılar ve sahte kurtuluşlardan kurtar;  ve ona bir gün gelecek kurtarıcıları, gerçek kurtuluşu nasip eyle.” Abdülhamid – i Sani

 “İmparatorluk larında tıpkı insanlar gibi kendilerine has bir ömürleri vardır, gelişirler, olgunlaşırlar, sonra da batmaya başlarlar.”  İbn – i Haldun.

   Harbe müteakip, güya, bir daha Umum- i Harbe meydan vermemek maksadıyla, Cemiyet – i Akvam teşkilatı teessüs ediyordu. “ Cemiyet – i Akvam Katip – i Umumisi Lord Robert Cecil A.B.D de yaptığı konuşmalarda Cemiyet – i Akvamın Kudüs ü nihaide ana merkez yapacağını ifade ediyordu.”  ( Edith Miller,Okült Teokrasisi )

   II. Cihan Harbi ne müteakip, BM, IMF, Dünya Bankası, NATO v.b teşkilatlar maksada hizmet gayesiyle teessüs ettiriliyor, Filistin de, Yahudi devleti ilan ediliyordu.

“ Yeni Dünya Düzeni nde “  tercihini A.B.D ittifakından yana kullanan Reis - i Cumhur İsmet İnönü; Nato ya giriş beyannamesini imzalayarakhalk arasında Derin Devlet olarak tavsif olunan paralel yapıların kurulmasına cevaz veriyor,İsrail devleti acul olarak tanınarak; gayr – i Arap Müslüman Türkiye üzerinden, ilan edilen İsrail devletine meşruiyet kazandırılıyordu. 1950 seçimlerinde halk, “ Yeter, söz milletin “ diyerek; tek parti istibdatına son vererek, iktidarı DPsine teslim ediyordu. İktidar olan DP, muktedir olan ise Paralel yapılardı. 6 – 7 Eylül hadiseleri tertip edilerek, İstanbul sermayesine sahip olan Rum lar tasfiye ediliyor, “ Mutad zevat “ Türkiye sermayesinde tek söz sahibi haline geliyordu. Irak Kralı Faysal , Menderes e “ Osmanlı Devleti nin dağılması neticesinde, bugün zelil bir durumdayız, diyerek; Irak Devleti ni fesh ederek, Türkiye Cumhuriyeti ne ilhak olmak istiyoruz” teklifinde bulunuyordu. 14 Temmuz 1958 tarihinde Emir Faysal a karşı Irak ta ihtilal gerçekleşiyordu. Irak – Türkiye ye ilhak olmuş olsaydı, diğer Arap devletlerinin de takip edeceği korkusu, A.B.D, İngiltere, İsrail in teşviki ve tavsiyesi neticesinde 27 Mayıs 1960 senesinde Türkiye de İhtilal oluyor; Başbakan Menderes, Zorlu ve Polatkan idam ediliyorlardı. Osmanlı devleti benzeri bir konfederasyon, İsrail devletinin hayatiyetine bir tehdit olarak kabul ediliyordu.Doğu Akdeniz in ve Petrol sevkiyatının kontrolü, İsrail devletinin bekaa sı, Batı (A.B.D ve İngiltere) için ehemmiyeti haiz idi. Zira, “İsrail in çöküşü Batı nın çöküşüne yol açar “ dı. ( İspanya nın eski başbakanı Jose Maria Aznar.) “ Merkezi Kudüs olan “ Tek Dünya Düzeni “ 27 Mayıs 1960senesinde Türkiye de ihtilal tertip ederek, badireyi atlatmış bulunuyordu. 12 Mart 1971 Muhtırası ile tasavvurlarına mani olabilecek olanlar ise; anarşi ve terör tırmandırılarak,şartlar  müsait kılınarak, Türk Silahlı Kuvvetler tarafından  meşru hak iddiasıyla, 12 Eylül 1980 senesinde, bir kezdahaihtilal vasıtasıyla tasfiye olunuyordu."Küçük bir ülkenin ekonomik istikrarını ve iç barışını bozmak için çok az sayıda insan ve bunlara çıkılacak küçük destekler yeterlidir."(CIA Başkanı William Casey )

   "Bazıları SSCB nin Ortadoğu da tehlike oluşturduğunu zannediyor, bazıları da asıl tehlikenin Filistinli lerden geldiğini söylüyor. Ben diyorum ki, asıl tehlike, Kuzey Afrika dan Endonezya ya kadar bütün İslam dünyasını birleştiren devleti kurmak ve halklarını eski dönemlere götürmek isteyen Müslümanlardır"A.B.D başkanlarından Richard Nixon.

   Soğuk savaşın bitmesine müteakip, NATO nun düşman konsepti değişti. ABD ve Batı, ittifakın yeni düşmanının İslam ve Müslümanlar olduğunu açıkladı. İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher, 1990 senesinde İskoçya daki NATO zirvesin de yeni düşmanın “İslam” olarak belirlendiğini açıklamaktan kaçınmadı. Yeni konsepte aykırı olarak, 28 Haziran 1996 senesinde İslamcı ! olarak tavsif edilen Prof.Dr. N.Erbakan Başbakan olarak koalisyon Hükümeti kuruyordu. Her türlü enstrüman kullanılarak 30 Haziran 1997 senesinde Hükümet istifa ettiriliyordu. Türkiye ise İktisadi buhranla karşı, karşıya kalıyordu. İktisadi buhran bahanesiyle, Türkiye Hükümetine, “ Malum zevat tan Kemal Derviş tek yetkili olarak cebren kabul ettirilerek, “ Tek Dünya Düzeni “ ni mecrasına mani olabilecek olan Türkiye, zabt – u rabt altına alınıyordu. 11 Eylül 2001 Dünya Ticaret Merkezi ne yapılan, azmettiricisi ve failinin açıkça belli olduğu saldırılar bahane edilerek; İslam a karşı Haçlı seferleri başlatılarak, A.B.D için Arap yarımadası ve orta Asya nın üzerinden Dünya yı kontrol etmek; “ Tek Dünya Düzeni “ sevdası politikalarına devam edilebilinirdi. NATO Genel Sekreteri Willy Claes, örgütün yeni misyonunun "İslâm ülkelerindeki köktendinciliğe karşı mücadele"olduğunu, bunun içingerekirse askerî müdahalenin bile düşünülebileceğini, bu amaçla Fas, Tunus, Cezayir, Moritanya ve Mısır laistişarelerde bulunduklarını ilan ediyordu. Heyhat, Tunus la başlayan, Mısır, Yemen, Libya, Suriye ile devam eden halk hareketlerini korkulu bir şekilde izleyen iki devlet A.B.D ve İsrail dir. Mısır; İsrail ve A.B.D için, güvenliğin sağlanması, sürdürülmesi ve hegemonyasını devam ettirebilmesinde emniyet supabı mesabesindedir. Mağrip te başlayan nümayişler, A.B.D dışişleri politikalarının ekseninin kaymasına vesile oluyor. Mağrip te başlayan halk hareketleri ile İslam alemi aslına rücu ediyordu.Mihver ( eksen ) İslam aleminekayıyordu.

“ Görelim Mevlam neyler

   Neylerse güzel eyler “     Erzurumlu İbrahim Hakkı Ef.

  Halkımız, 2002 seçimlerinde, “ Yeter Söz Milletin “ diyerek,Makus talih ini değiştirecek olan AK Parti sini iktidara taşıyordu.

   “ Adalet mülkün temelidir.” İdarecilerin her şeyden evvel, adil olmaları, adalete uygun davranmağa gayret etmeleri icap eder. Zira adalet refah ve gelir seviyesinin artmasına, memleketin mamur olmasına vesile olur. Harap olan bir memleketin maldan nasibi olmaz. Memleketin umranı adalet iledir. Makamlar, liyakat ve istidat a nispet, mevki sahiplerine tevzi edilmeli; adam kayırma, rica veyahut rüşvetle dağıtılmamalıdır. “ Emanetleri ehline veriniz.” Aksi hal, vatanı ve milleti kökünden batırır. Liyakat sahibi, makam ve rütbe talebinde bulunmaya, külfet ve zahmete ve tavassuta muhtaç değildir.

   Halkımız AK Parti li idarecilerin hizmetlerine şahit oldukça, teveccüh göstererek 2007 senesinde bir kere daha AK Partisine iktidarı teslim ediyordu.

Arnold Toynbee; “Seküler Batıuygarlığının, kendi uydurduğu yalanlar içinde bile tutarlılık sağlayamadığını,çürümüşve sapkın bir uygarlık olduğunu; bilim, kültür ve düşüncede yaptığıatılımlara rağmen, aslında insan soyunu ve gezegenimizin geleceğini bile yok edebilecek bir kaba kuvvet mekanizmasına dayandığını”ifade ederek, “100 yıl içinde İslam ın, dünyanın geleceğini belirleyebilecek yegane aktör konumuna yükseleceği” tavsiyesinde bulunuyordu.

   Çok samimi olarak itiraf edeyim ki, Avrupalı, Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hıristiyanların hücrelerine sinmiştir. Sizi silah ile yenemeyenler, sizleri kendilerine benzeterek hakimiyet sağladılar. Sizler, gerçek hüviyetinize döndüğünüz an Avrupa'nın refahı ve medeniyeti yıkılır. sizler, Avrupa'nın tarihi düşmanısınız ve daima düşman olarak kalacaksınız. Profesör Neumark.

   II.Cihan Harbi esnasında, Nazi Almanyası ndan kaçarak Türkiye ye sığınan Prof. Nuemarkın samimi itiraflarında zikrettiği hususlarla münasip aslına rücu etmekte olan Türkiye; AK Parti hükümetlerinin şuurlu ve dirayetli politikalarına devam edebilmesi hasebiyle; halkımızın tevveccühüne mazhar: „Bölge ile bütünleşeceğiz. Zihninde bir düzen resmi olmayanlar değişime öncülük yapamazlar. Kaostan medet umanların, çatışmalardan güç çıkarabileceklerini düşünenlerin o değişimi pozitif anlamda yönetme şansları yok. Bizim zihnimizde bir resim var. Ortadoğu da, Balkanlar da sınırların kalkmasını istiyoruz, anlamsızlaşmasını istiyoruz. Tarihte olduğu gibi bu halkların bir arada yaşamasını istiyoruz. Dünyada şu anda iki vizyon çarpışıyor; bütün bu ekonomik havzayı bütünleştirme çabası içindeki Türkiye nin vizyonu, maalesef ikinci vizyon bizim entegre olmak istediğimiz bir başka dünyanın kısıtlayıcı vizyonu, Edirne ye vize duvarı örmek isteyen Avrupa da statükocu vizyon...

   Bizim insan unsurumuzu, iş adamlarımızla, entelektüellerimizle, siyasilerimizle gelecek düzen oluşumunda olumlu unsur olarak, pozitif ve öncü unsur olarak görenlerle biz tarihi yürüyüşümüze devam edeceğiz.

   Bir risk unsuru görenleri ise maalesef onların tarihin gerisinde kaldığını her fırsatta vurgulayacağız. Türkiye yi kendi coğrafyasına hapsetmek isteyenler ya da Türkiye nin etrafına duvar örmek isteyenlere karşı bizim vizyonumuz; Türkiye'nin liderliğinde, 'liderliği derken herhangi bir empoze anlamında demiyorum' Türkiye nin zihnindeki resimle bütün bu coğrafyayı bütünleştirmek...'' ''Türkiye nin hiçbir sınırı doğal değil, neredeyse tümü suni. Elbette bu sınırlara ulus-devletlerin sınırları olarak saygı duymalıyız ama aynı zamanda da doğal devamlılıklar olduğunu anlamalıyız. Bu yüzyıllardır bu şekilde olmuştur'' ( Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmed Davutoğlu.)  olarak, mecrasına, durmak yok, yola devamedebilmesi maksadıyla, “ müstevlilerin “ tasavvurlarını redderek üçüncü defa AK Partisine iktidarı teslim ediyordu. 

[“Bölgede Birleşik Amerika yı pençelerine alan bir hayalet var. Bu bölgede asırlarca hükümran olmuş Osmanlı İmparatorluğu kabusudur.”

—   Osmanlı nın hayaleti uzaklarda değildir.David Fromkin – NewYork Times ]

 

“ Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz;

   Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz!

   Kapkaranlıkken bütün afakı insaniyetin,

   Nur olup fışkırmışız ta sinesinden zulmetin;

   ………..

   ………..

   Bir taraftan dinimiz, ahlakımız, irfanımız;

   Bir taraftan Seyfe makrun adlimiz, ihsanımız;

   ……….

   ……….

   O cem’ iyyet ki vicdanında hakim havf-ı Yezdan’ dır;

   Bütün dünyaya sahiptir, bütün akvama sultandır.

   Fakat, efradı Allah korkusundan bi-haber millet,

   Çeker, milletlerin menfuru, kıbtiler kadar zillet; Merhum şair Mehmed Akif.