Batı Medeniyetinin İflası

Batı Medeniyeti; Yahudi, Hıristiyan Medeniyetinden tebarüz etmiş idi.
İslam medeniyeti ise; VII. Asırda, zuhuruna müteakip kısa bir zamanda Mağripten,
Asya ya kadar hakimiyetini temayüz ettirmiş idi.

Batı Medeniyeti; Yahudi, Hıristiyan Medeniyetinden tebarüz etmiş idi.

İslam medeniyeti ise; VII. Asırda, zuhuruna müteakip kısa bir zamanda Mağripten,

Asya ya kadar hakimiyetini temayüz ettirmiş idi.
 

Adil olmaları, hakimiyet kurdukları coğrafya da yaşayan insanların dini inanışları, örf ve adetlerine karışmamaları gibi faktörler, vaaz ettikleri, insanların kitleler halinde İslam a girmelerine vesile olmuş idi. Dini inanışları; ilme ve ilim insanına ehemniyet vermelerine, dolayısı ile insanlığa hizmet eden bir çok icadın ortaya çıkmasına, refah seviyesinin artmasına, İslam medeniyetinin tebarüz etmesine vesile oldu.

Endülüs te temayüz İslam medeniyeti, Tıp, Fizik, Kimya, Matematik, Felsefe, Sosyoloji,

Hukuk, Şehircilik v.s ilimlerinde, ilim seviyesini o güne kadar görülmemiş bir zirveye taşımış bulunuyor idi. Endülüs te var olan refah ve ilim Avrupa da ilim tahsil etmek isteyenleri, Endülüs e göç etmeye icbar ediyor idi.Avrupa, Müslümanlar dan öğrendiği İlim sayesinde, Reform ve Rönesans hareketlerine başlıyor idi.

11. ve 13. asırlar da Haçlı seferleri; müteakiben 13. asırdaki Cengiz Han ve Moğolların akınlarının İslam aleminin doğusunda büyük bir yıkıma yol açıyor, 15. Asır da Batı daki İslam medeniyeti temsilcisi Endülüs devletinin de nihayete uğraması neticesinde  Dünya'nın kaybettiklerini, ancak bugün daha iyi idrak edebiliyoruz.

Batılılar Endülüs kütüphanelerinden kurtarabildikleri ilmi eseler sayesinde Dünya nın yuvarlak olduğunu, dolayısyla Batıya gidildiği takdirde, Doğu ya varılabileceğini öğrendiler. Bu esnada Anadolu coğrafyasında kurulan ve Balkanlar üzerinde Avrupa ya doğru yayılan Osmanlı devleti, Doğu ile Batı arasında köprü ve aynı zamanda Batı için bir engel teşkil ediyor idi. Doğu nun ticari emteasına muhtaç olan Avrupa bunu Osmanlı devletinden ithal etmek mecburiyetinde idi.

15. ve 16. ıncı Asırlarda Avrupa da başlayan coğrafi keşifler; başta Büyük Britanya olmak üzere,İspanya, Portekiz, Fransa, Hollanda iktisadiyatında büyük ilerlemelere yol açıyordu.Devlet ler ve tebaalarının gelirlerindeki artışları, siyasi ve içtima i alanda ki tezahürleri ile kendini hissettirmeye başlıyordu. 

1789 senesinde Fransa da meydana gelen ihtilal siyasi alanda, 1848 senesinde dokumacılık sektörü öncülüğünde Büyük Britanya ile başlayan Sanayi İhtilali iktisadi alanda yeniliklere yol açıyordu. 

1860 senesinde Dünya Kapitalizm le tanışıyor, Karl Marx 1867 senesinde meşhur eseri “ das Kapital”  i yayınlıyor; Burjuva, Prolerya, Emperyalizm, Liberalizm kavramları  literatüre yerleşiyordu.

I.ve II. Cihan Harbi neticesinde, harpten en kazançlı çıkan ABD, 20. Asrın Amerikan Asrı

olarak tavsif olunmasına, dolayısıyla; ABD nin Dünya Hakimiyetine yol açıyordu. Petrol krizi ile başlayan Kapitalizm krizi, fasılalarla bugüne gelmiş, Varşova paktı ve Sovyetler Birliğinin dağılması neticesi hasıl olmuş idi. Batı medeniyetinin tezahürü olan Kapitalist ve Marksist sistemlerin iflası, batı medeniyetinin de iflasını görmemize vesile oldu.

Çare ise;

Arnold Toynbee nin; “Seküler Batı uygarlığının, kendi uydurduğu yalanlar içinde bile tutarlılık sağlayamadığını, çürümüş ve sapkın bir uygarlık olduğunu; bilim, kültür ve düşüncede yaptığı atılımlara rağmen, aslında insan soyunu ve gezegenimizin geleceğini bile yok edebilecek bir kaba kuvvet mekanizmasına dayandığını” ifade ederek, “100 yıl içinde İslam`ın, dünyanın geleceğini belirleyebilecek yegane aktör konumuna yükseleceği”  tavsiyesinde bulunuyor.