Garp Ocakları

XVI. Asır da, Fas ta Merimi ler, Orta Mağrip te Abdülvadi ler, İfrikiya ( Libya ) ve Trablus ta Hafsi ler tarafından idare ediliyorlar, korsanlık yaparak maişetlerini temin ediyorlardı. Yeni ticaret yollarının keşfi ne rağmen Akdeniz, Dünya siyaset ve iktisadiyatın da ehemmiyetini muhafaza ediyordu. XVI. Asır da Osmanlı devleti doğu da ( Hürmüz boğazı, Aden Körfezi ve Hint Okyanusu ) ve batı da ( Akdeniz ) Portekiz ve İspanyol donanması ile mücadele ediyordu.
 
XVI. Asrın ilk senelerinde, Cezayir kıyılarına asker çıkararak işgal eden İspanyolların hakimiyeti kıyılarla sınırlı kalıyor, Cezayir halkının İspanyol işgalini Oruç Reis e şikayeti üzerine; Oruç Reis tarafından feth olunuyor, 1518 senesin de vefaatı üzerine, fetih, kardeşi Barbaros Hayreddin Paşa tarafından tamamlanıyor idi. 1533 senesinde Barbaros Hayreddin Paşa ya Kaptan – u Derya unvanı ile Cezayir Beylerbeyi hil – at i giydiriliyordu. İstanbul dan memur ve Yeniçeri ordusu ile takviye edilen Cezayir, Osmanlı vilayeti olarak, idari teşkilatını tamamlıyordu. 1671 senesinde Cezayir Yeniçeri Ağası, İstanbul un tayin ettiği Beylerbeyinin salahiyetini kabul etmeyerek; vazifeleri ukdesine alıyor, Cezayir in tek hakimi olarak tasarruf etmeye başlıyordu. Cezayir, İstanbul un salahiyetini reddetmiyor, İstanbul un tayin ettiği Paşa, Cezayir de mukim, adeta Osmanlı Devleti nin sefiri hüviyeti kazanıyordu. Cezayir bir nevi muhtariyet le idare edilmeye başlanıyor, Cezayir hakimi, Cezayir Dayı sı olarak tavsif ediliyordu. Devlet in salahiyetinin zaaf a uğraması, zaman, zaman isyanlara vesile oluyor, Batılı devletlere ise müdahele etme fırsatı kollamalarına imkan sağlıyor idi. Nihayetin de 1830 senesin de Cezayir, Fransa tarafından işgal ediliyor idi.
 
1574 senesinde feth olunan Tunus, 1594 senesinde Yeniçerilerin fiili duruma müdahelesi neticesinde Cezayir ile benzer bir idari teşkilatla idare ediliyor idi. 1705 senesinde ise Beylerbeyi idari tasarrufu ukdesinde toplayarak, Hüseyni hanedanı nı ilan ediyor idi. Osmanlı Devlet inin salahiyeti ise devam ediyor, talep halinde Donanma ya gemi ve asker takviyesi yapılıyor idi. 1881 senesinde Fransa tarafından işgal edilene kadar idari teşkilat vaziyetini muhafaza ediyor idi.
 
Malta Şövalyeleri tarafından idare edilen Trablus, Turgut Reis vasıtasıyla 1551 senesinde Osmanlı hakimiyetine geçmiş idi. 1609 senesinde Yeniçerilerin isyanı ile Beylerbeyi Ahmed Paşa azledilerek, Yeniçeri ağası Süleyman Çavuş idareyi eline geçirmiş idi. Fiili vaziyete müdahele eden Osmanlı Devleti 1614 senesinde isyanı bastırarak, Süleyman Çavuşu idam ettirdi. Fakat 1711 senesine kadar devam eden fitne ve isyanlar neticesinde, halk , Karamanlı Ahmed Çavuşu Dayı olarak idari teşkilatın başına geçirmiş, 1835 senesine kadar devam eden Karaman lılar hanedanının kurulmasına vesile olmuş idi. 1832 senesinde, idareden memnun olmayan halk isyan ederek, İstanbul dan yardım talebinde bulunmuş, Mustafa Necip Paşa nın idaresindeki Osmanlı Ordusu idareyi devralarak, Hanedan azalarının bir kısmını tevkif ederek idam ettirmiş, bir kısmı ise Mısır a iltica edip canlarını kurtarmış idi. Asayiş i temin eden Osmanlı Devleti Trablus u merkezi idareye bağlamış, vaziyet, İtalyanlar ın 1911 senesinde ki işgaline kadar devam etmiş idi.
 
Osmanlı Devlet inin Cezayir, Tunus ve Trablus hakimiyet i vesilesiyle Akdeniz siyeset ve iktisadiyatını murakebe ediyor olması Batılı Devletler tarafından hazmedilemeyerek üç asır devam edecek bir mücadeleye sebebiyet veriyor idi. Batılı devletler, Yeniçeri veya halk isyanlarını bahane ederek müdahil olmak  istiyorlar; fakat Osmanlı devletinin azametinden çekiniyorlar idi.
 
Fransa, Akdeniz deki ticaret gemilerinin güvenliğini sağlamak için Osmanlı ya yıllık 200.000 İspanyol doları haraç ödemekteydi. Bu miktar İngiltere için de yıllık 280.000 İspanyol doları olarak belirlenmişti. XVIII. Asır da, A.B.D Akdeniz Ticaret inden nemalanmak maksadı ile Akdeniz e donanma göndermiş idi. " Memâlik-i Müctemia-i Amerika Devleti" nin reisi,Osmanlı Devleti ne Britanya ve Fransa Devlet i gibi haraç ödemediğinden, Garb Ocakları( Tunus, Cezayir, Trablus ) korsan gemileri tarafından yakılmış, askeri esir alınmış, donanması yağmalanmış idi.
 
25 Temmuz 1785 te, ABD bandıralı ilk gemi Cezayir açıklarında Osmanlı korsanlarınca ele geçirildi. Bu gemi, Boston Limanı na bağlı Kaptan Isaac Stevens in idaresindeki Maria idi. Daha sonra Philadelphia Limanı na bağlı Kaptan O Brien idaresindeki Dauphin de Osmanlı korsanları tarafından yakalandı. 1793 Ekim ve Kasım aylarında ise tam 11 ABD gemisi Osmanlılar ın eline geçti. ABD kamuoyunda artık iyice büyük bir sorun olmaya başlayan durum karşısında Amerikan Kongresi nde tedbirler alınması istendi. Kongre, Başkan G. Washington a bir savaş filosu kurması için 688.000 altın dolar harcama yetkisi verdi. Fakat bu donanma da Osmanlı korsanlarıyla baş edemeyince ABD yönetimi Osmanlı ya her yıl haraç vermek zorunda kaldı. 5 Eylül 1795 (21 Sefer 1210) tarihinde, tamamı 22 fasıl ve bir hatimeden mürekkep Dostluk ve Sulh Anlaşması na göre Amerika, Cezayir de bulunan esirlerin bırakılması için 642.500 dolar "Haraç" ödeyecek ve her sene 12.000 Cezayir Altını karşılığı 21.600 dolar "Vergi" verecekti. Anlaşma 7 Mart 1796 da Amerikan Kongresi nce de tasdik edildi.
 
Amerika ve Trablusgarp Beylerbeyliği 7 Mart 1796 yılında Osmanlı ile Amerika arasında imzalanan Dostluk ve Sulh Anlaşmasına rağmen yer yer karşılıklı çatışmaya ve birbirlerinden gemi ve esir ele geçirmeye devam ettiler. Gözü kara bir Paşa olan Trablusgarp Beylerbeyi Yusuf Paşa ülkedeki Amerikan temsilcisini yanına çağırtarak elini öptürüp, yıllık haraç miktarını 225.000 dolara çıkardığını ilan etti. Ayrıca çeşitli mallardan oluşan 25.000 dolarlık bir miktarın da buna eklenmesini istedi. Yusuf Paşa ne kadar kararlı olduğunu göstermek ve gözdağı vermek için de konsolosun gözü önünde Amerikan gemisinin bayrak direğini kestirdi. Bunun üzerine ABD Başkanı Thomas Jefferson ın emriyle 4 savaş gemisiyle Trablus sahillerine giden Dole, tehlikelerle dolu 1.200 km uzunluğundaki sahilin gözünü korkutması üzerine savaşmaya cesaret edemeyerek ülkesine geri döndü. Bir yıl sonra, Mayıs 1802 de bu defa 6 gemiyle Trablus Limanı açıklarına demirleyen Amerikan Filosu bir Trablus gemisini batırıp sahili de bombaladı. Aynı yıl Albay Bainbridge, Trablus u muhasara etmek için harekete geçti ise de kendini, Trablusgarp Beylerbeyi Yusuf Paşa tarafından muhasara edilmiş bulunca Amerika nın ünlü Philadelphia Savaş Gemisi, içindeki 307 Amerikalı subay ve erden oluşan mürettebatıyla birlikte esir edildi. İki yıl Türk Bayrağı nın dalgalandığı Amerikan Gemisi, Stephen Decatur un, bir Türk teknesini ele geçirdikten sonra Osmanlı Askeri süsü verdiği 74 gönüllüsüyle birlikte Trablus Limanı na gizlice yanaşması sonucu 15 Şubat 1804 te ateşe verilerek yakıldı.
 
A.B.D Osmanlı nın "Garp Ocakları" na Akdenizde ki faaliyetleri için ödediği yıllık vergiyi 1824 yılına kadar ödemeye devam etti.
 
Eski hesapları görmek maksadıyla, fiili vaziyeti fırsat bilen; başta Fransa olmak üzere batılı devletler; İsrail in Gazze de Filistinli halka yaptığı zulme sessiz kalarak Libya yı bombardıman etmekten kaçınmamaktadır. Akdeniz in murakebesi, zengin Petrol rezervleri, Batılı Devletlerin iştahlarını kabartmakta; fiili vaziyeti fırsat telakki edip, müdahale ederek, nemalanmak istemektedirler. Mağrip te, Yemen, Bahreyn, Arap yarımadasında ki halk hareketleri; hak ve özgürlük, daha iyi yaşam şartları, kaliteli eğitim, batı ile kurulacak müsavi ilişkiler, batıya ram olmuş liderlerin reddi gibi taleplerden kaynaklanmaktadır. Tarih, İslam alemi lehine, müspet olarak tekerrür etmektedir. Nixon un korkusu, “ Fas tan, Endonezya ya kadar birleşmiş tekbir
 
İslam devleti “ tebarüz etmektedir.
 
   Arnold Toynbee nin; “Seküler Batı uygarlığının, kendi uydurduğu yalanlar içinde bile tutarlılık sağlayamadığını, çürümüş ve sapkın bir uygarlık olduğunu; bilim, kültür ve düşüncede yaptığı atılımlara rağmen, aslında insan soyunu ve gezegenimizin geleceğini bile yok edebilecek bir kaba kuvvet mekanizmasına dayandığını” “100 yıl içinde İslam ın, dünyanın geleceğini belirleyebilecek yegane aktör konumuna yükseleceği” basireti ile netice “ Sizler, gerçek hüviyetinize döndüğünüz an Avrupanın refahı ve medeniyeti yıkılır „ (Prof.Dr.Neumark.)  neş et ediyor vesselam.