Hakimiyyeti Milliye

23 Nisan 1920 tarihinde Ankara Hacıbayram camiinde kılınan Cuma namazı, hatim, Buhari Şerif okunmasına müteakip kesilen kurban ve okunan dualarla Meclis açılıyordu.

Mebuslar, “ Hilafet ve saltanat makamının ve vatan ve milletin halas ve istiklalinden gayrı bir gaye ye riayet etmeyeceğime, vallahi.” sözleriyle yemin ediyor; Mustafa Kemal Paşa ise açılış nutkunda Meb – us ana: “ Makam – ı Saltanat aynı zamanda Makam – ı Hilafet olmak itibariyle Padişahımız cumhur – ı İslam ın da Reisidir. Mücahedatımızın birinci gayesi ise, Saltanat ve Hilafet makamlarının tefrikini istihdaf eden düşmanlarımıza irade – i milliye nin buna müsait olmadığını göstermek ve bu makamat – ı mukaddeseyi, esaret – i ecnebiye den tahlis ederek ulül emr – in salahiyetini düşmanın tehdit ve ikrahından azade kılmaktır.” Sözleriyle hitap ederken milletin hissiyatına tercüman oluyordu. Ertesi gün Büyük Millet Meclisi reisliğine Mustafa Kemal Paşa seçiliyor, BMM çekilen bir telgrafla Padişah a sadakat ve kulluk hislerini arz ediyordu. Müteakiben“ Hakimiyyet bila kayd – ü şart milletindir. “düsturu ile Teşkilat – ı  Esasiye Kanunu kabul ediliyordu.( Ocak 1921 ) “… tefrik – i kuvva yoktur, tevhid – i kuvva vardır; kuvva BMM de mündemictir.” Kanun maddesi münakaşaya sebebiyet veriyordu. Mersin Mebusu Selahaddin Bey, “ Grup her türlü şahıs isdibdatına mani olmak, şahsi hakimiyetler yerine, kanuni hakimiyetlerin ikamesi maksadıyla ihdas olunmuştur. Grup “ Meclis Diktatoryasına “ taraftar, fakat “ şahıs otakratlığına “ muhaliftir. “müddea sı mucibince “ Hakimiyeti milliye – nin “ tesisi maksadıyla muhalefet edecek olan II. Grubun kurulduğunu ilan ediyordu. Trabzon Mebusu Ali Şükrü, Erzurum Mebusu Hüseyin Avni ( Ulaş ) Balıkesir Mebusu Hasan Basri ( Çantay ), Erzurum Mebusu Celaleddin Arif, İstanbul Mebusu Rauf ( Orbay ) Sivas Mebusu Kara Vasıf ( ilh ) Beyler muhalif grupta yer alarak fikir ve kanaatlerini müdafaa ediyorlardı. 1921 Temmuzun da Kütahya – Eskişehir mağlubiyeti, Ordu nun Sakarya nın gerisine çekilmesi, Meclis in Kayseri ye taşınması kararı gibi endişeler; Mustafa Kemal Paşa nın Başkomutanlığa tayinini icap ettirmişti. “ Mustafa Kemal Paşa, vazifeyi kabule hazır olduğundan bahisle, Meclissalahiyetinin ukdesinde toplanmasını, üçer aylık sürelerle sınırlandırılmasını talep ediyordu.”  Temmuz 1922 de salahiyetinin ebedi olması söz konusu edilince, Meclis te şiddetli münakaşalar meydana geliyordu. Mustafa Kemal Paşa yı bila kayd – ı şart terviç eden I.Grup ile muhalif II. Grup arasında kanunların müzakereleri esnasın da ihtilaf olsa da;Milli Mücadele ve İstiklal Savaşına taalluk eden hususlarda tam bir ahenk mevcuttu. Sakarya Meydan Muharebe sine müteakip, BMM de II. Grubun ağırlığı hissedilmeğe başlanmıştı. 12 Temmuz 1922 de Rauf ( Orbay ) Bey, İcra Vekilleri Heyeti Reisliğine, Hüseyin Avni ( Ulaş ) Bey ise Birinci Reis Vekilliğine seçiliyordu. 11 Ekim 1922 tarihindeMudanya Ateşkes Muahedesi imzalanıyordu. 01 Kasım 1922 de Saltanat ilga ediliyordu.

   20 Kasım 1922 tarihinde Heyet – i Murahhasa İsmet Paşa Riyasetinde Lozan Konferansı na iştirak ediyordu. Lozan Konferansının inkıtası üzerine, Meclis te yapılan müzakerelerde II. Grup Misak – ı Milli den taviz verildiği iddiasıyla İsmet Paşa yı tenkid eder, Hüseyin Avni Bey ise, İsmet Paşa nın Lozan Heyetin den istifasını talep ederken,  I.Grup içinden Hüseyin Avni Bey e destek olanlar görülüyordu. Ali Şükrü Bey in Tan Gazetesinde inkıta dan evvel çıkan Lozan tenkid makalesinde:“ pek meşru ve mütevazi bulunan amal – i milliyemize nazaran aşağı yukarı bir Sevr mahiyetini gösteren proje münderecatı….” ifadesiyle, Lozan Konferansı, Sevr Muahedesi ne benzetiliyor, Heyet- i murahhasa ve Reis İsmet Paşa şiddetle suçlanıyordu.

(Ahmet Demirel, Ali Şükrü Bey in Tan Gazetesi İletişim Yayınları s. 30 )Gazi kürsü de mebusana hitap ederken, II. Grup Reisi Ali Şükrü Bey in Lozan Heyeti nin, Hükümet in talimatından gayrı hareket ettiğini ifade etmesi üzerine zuhur eden şiddetli münakaşalar neticesinde celse tatil ediliyordu. 27 Mart 1923 tarihinde Ali Şükrü Bey in bir cinayete kurban gitmesi, 01 Nisan daTopal Osman ın cinayetle suçlanması, müsadereye gelenlerce öldürülmesi üzerine;Hüseyin Avni Bey, Ali Şükrü Bey in siyasi mülahazat vesilesiyle suikast e kurban edildiğini sert bir şekilde ifade ederek, I. Grup ve Muhalif II. Grup arasındaki ipleri kopartıyordu. Birinci Grup un lideri Mustafa Kemal in  “ inkılabın kanunu, mevcut kanunların üstündedir.” Görüşünü benimsemeyen II.Grup lideri H.Avni “ ihtilalin de hukuku vardır, olağanüstünlüğünde hukuku vardır” demektedir. ( Dr. Hakkı Uyar, Tek Parti Dönemi ve CHP Boyut Yayınları s. 62 )  İsmet Paşa nın Reisliğinde Heyet – i Murahhasa tekrar teşkil edilerek müzakerelere başlamak maksadıyla Lozan a avdetine müteakip, BMM seçim kararı alıyordu. 15 Nisan 1923 tarihinde, Hiyanet – i Vataniye Kanunu ndaki yapılan bir tadilat ile I.Grup haricindeki siyasi grup ve cemiyetlerin seçimlere iştiraki engelleniyor; H.V.Velidedeoğlu ise “ seçimlerin formaliteden ibaret olduğunu” söylüyordu.” 1923 seçimleri ile birlikte Muhalefet in tasfiye edilmesinin ardından, ülkedehızla otoriter bir tek Parti yönetimi kurulmuştur.” “ Türkiye de birçok muhalif hareketin başına geldiği gibi, İkinci Grup ta “ irtica “ damgası vurularak kolay yoldan mahkum edilmiştir.” ( Ahmet Demirel, Birinci Mecliste Muhalefet, İletişim Yayınları s.20 )

   23 Ağustos 1923 tarihinde Lozan Muahedesi tasdik olunuyor, 29 Ekim 1923 tarihindeCumhuriyet ilan ediliyor, Ankara Başkent yapılıyor, Hilafet kaldırılıyordu. Cumhuriyet in ilan usulüne muhalefet eden Hüseyin Rauf ( Orbay ) Bey, Milli Mücadele kahramanı Kazım ( Karabekir ), Ali Fuat ( Cebesoy ) Cafet Tayyar Paşa lar gibi 32 Vekil arkadaşıyla Halk Fırkası ndan istifa ederek; 17 Kasım 1924 tarihinde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası nı teessüs ediyordu. Musulmeselesi, Mübadele ile Mübadillerin iskanında zuhur eden suistimal, irtikap ve zimmet mecliste münakaşalara sebebiyet veriyor, iktidar, muhalefeti irtica a ile suçluyordu. TCF nizamnamesinin 6.maddesinde yazan “ Fırka, efkar ve itikadat – ı diniyeye hürmetkardır.” ifadesi “ irtica ! “ olarak tavsif edilerek, Şeyh Said isyanı neticesinde çıkarılan “Takrir – i Sükun “ kanunu mucibince II. Dönem İstiklal Mahkemeleri teessüs ederek “ mürteci ler ! “ idam ve muhtelif hapis cezalarıyla tazyik olunmuşve nihayetin de İstiklal Mahkemesi marifetiyle, İzmir suikastı bahane edilerek TCF kapatılmıştı, muhalefet bir kere daha susturularak tasfiye olunuyordu. Yabancı sermaye ile ortak kurulan Türk Anonim Şirketlerinde, kurucu hissedar, yönetim kurulu azası olarak birçok mebus, bürokrat v.s bulunuyordu. İsmet Paşa, Mahmud Celal ( Bayar ) Yunus Nadi, Nuri ( Conker ),Hasan ( Saka ) Cevat Abbas ( Güner ), Ali ( Çetinkaya ), Kılıç Ali, Tunalı Hilmi, Hilmi Uran, Mustafa Şeref Beyler siyasetle beraber, ticaretten de geri kalmıyorlardı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu hatıratında “ dünkü Milli Mücadeleciler ve o günkü devrimciler kadrosunun bir kazanç ve menfaat şirketi karakteri taşımağa “  başladığını ve “ Bunların kimi arsa spekülasyon ları, kimi idare meclisi azalıkları, kimi taahhüt işleri, kimi de türlü türlü şekillerde komisyonculuklar peşine “ düştüğünü belirtmektedir.( Dr. Hakkı Uyar, Tek Parti Dönemi ve CHP Boyut Yayınları s. 308, 311, 312 ) ; 12 Ağustos 1930 tarihin de Ali Fethi Bey ( Okyar )Ağaoğlu Ahmed, Nuri ( Conker ) Beyler ..ilh“ Serbest Cumhuriyet Fırka” sını teessüs ediyordu. ” İsmet Paşa, CHF sının “” radikal “ kanadını temsil ederken, Fethi Bey ılımlı ve liberal kanadını temsil etmiştir. Nuri ( Conker ) Bey, M.Kemal in en yakınında olan ve Mutad Zevat “ olarak tanımlanan birkaç kişiden biridir. İsmet Paşa ile arası açıktır. İş Bankası Yönetim Kurulu üyesidir. Ağaoğlu Ahmed ise, daha 1926 da CHF ye yönelik eleştirel bir rapor hazırlayıp M. Kemal e sunmuştur. ….. Gerçi nüfuz ticareti, komisyonculuk, şirket temsilciliği yapanlar sadece İş Bankası grubu için geçerli değildi. Örneğin, Başbakan İsmet İnönü nün de “” yakın etrafı nüfuz ticaretinden zengin olmuşlardır. Ayazpaşa Mezarlığını birinin mülkü haline sokup bizzat İnönü ye bu mezarlıktan arsa hissesi sağlamışlardır.” (Dr. Hakkı Uyar, Tek Parti Dönemi ve CHP Boyut Yayınları s.325, 326 ) Ali Fethi Bey Meclis kürsüsünde ki nutkunda, iktidarı suistimal, irtikap, zimmet ve seçimlerde hile yapmakla suçlayınca, Halk Fırkası da, Serbest Fırka ve ona rey verenleri; vatan haini, mürteci ve komünist olmakla suçluyordu.“ Hayır efendiler!...Bin kere hayır!... İrtica olarak tefsir olunan bu hareket, halkın reyini serbestçe ve istediği taraf lehine kullanmak istemesinden başka hiçbir surette tecelli etmemiştir. Halkın reyini Serbest Cumhıriyet Fırkası adaylarına vermek istemesini irtica diye tefsir edenler, halkın en tabii rey hakkını inhisar altına almak isteyenlerdir.” ( A.Fethi Okyar, Serbest Cumhuriyet Fırkası Reisi.) sözleriyle, 16 Kasım 1930 tarihinde SCF sı kendi, kendini kapatıyordu.

   Atatürk ün vefaatı üzerine, İsmet İnönü Reis – i Cumhur seçiliyor,Atatürk ile ihtilaf a düşen muhalifler davet edilerek mebus seçtiriliyor ve geçmiş le siyasi hesaplaşma cihetitercih ediliyordu. Ebedi Şef devri kapanıyor, Milli Şef devri başlıyordu. Ferd – i teşebbüseait bazı mahalli şirketler ile imtiyazlı yabancı şirketler devletleştiriliyordu.

II.Cihan Harbi patlak verince, “ Milli Korunma Kanunu “ kabul ediliyor, Kanun mucibince, hükümet,fiyat tespit etmek, mahsul e el koymak, zorunlu çalışma cezası vermek gibi olağanüstüsalahiyet sahibi haline geliyor, varlık vergisi tatbikatı halkı canından bezdiriyordu. Hükümetin aldığı tedbirler karaborsayı teşvik etmektenbaşka işe yaramadığı gibi; Krom ihracatı vesilesiyle, Otomobil Lastiği, yedek parça v.s ithalatının satışının belli başlı ailelere inhisarı, “ Mutad Zevat “ ın,hiçbir değişiklik olmamışçasına yoluna devam ettiğini gösteriyordu. Tasvir gazetesi 19 Mayıs 1945 sayılı nüshasında

…. “ Derken II. Dünya Harbi koptu, bu sefer de fevkalade ahval dolayısıyla ağzımızdaki lafları üflemeden ve kırk defa boğazımıza kadar inmeden çıkaramadık. Bu baskıdan faydalananlar, biraz rahatça konuşmak isteyenlere, zamanın moda ithamları ne ise onları yüklemekte beis görmediler; mürteci dediler, komünist dediler, bozguncu dediler, faşist dediler….”  Basın, iktidarın kendisine reva gördüğü tahakkümüne Ali Fuad Başgil 1945 te “ Despotizm in Felsefesi “ başlıklı yazısıyla iştirak edince; bizzat İnönü tarafından: “ Bir müddetten beri basında bize karşı sert tenkitler ve şiddetli hücumlar yapılmaktadır. Bu beylere, vaktiyle Şeyh Said isyanı sırasında tenkitte bulunanları, asileri ayaklanmaya teşvik ettikleri için, elleri bağlı olarak İstiklal Mahkemelerine sevkettiğimizi hatırlatmak isterim.” sözleriyle tehdit ediliyordu. ( Abdullah Yıldız. Meşrutiyet ten Cumhuriyet e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica Pınar Yayınları s.151- 152 )

   “ Birinci Büyük Millet Meclisi nde ne kadar tanınmış muhalif varsa, hepsi birer bahane bulunarak İstiklal Mahkemeleri ne getirilmiş ve bunların ekserisi birer surette çezalandırılmışlardı. İstiklal Mahkemeleri nin en mühim icraatı, muhalefeti ve matbuatı susturmak ve ortadan kaldırmak olmuştur. “ Ali Fuat Cebesoy.( Abdullah Yıldız. Meşrutiyet ten Cumhuriyet e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica

Pınar Yayınları s.109 )

   II.Cihan Harb ine müteakip kurulacak olan “ Yeni Dünya Düzeninde “  tercihini A.B.D ittifakından yana kullanan İsmet İnönü; Nato ya üye olabilmek için mecburi olarak,Stay-behind   ( geride kalanlar ) umumi adıyla, paralel yapılar teşekkül ettirmeliydi.

“ Bizim iki anayasamız vardır: Yazılmış ve yazılmamış anayasa. Yazılmış anayasa 1924 Teşkilat – ı Esasiye Kanunu dur. Yazılmamış olanı ise, şimdiki fiili dururumuz, yani “ şef sistemi “ dir. Bu sistem, kuvvetini parti den ( CHP den ) alır…. “(Mahmut Şevket Esendal, 1944, CHP si Katip - i Umumisi. ) Fehvasınca, idari teşkilatparalel yapılara müsaitti.Paralel yapılardan maksat, kurulduğu ülke de “ Devlet”  kuruluş şemasına uygun, gölge devlet yapısı teşekkülü idi. İki ayrı paralel yapı oluşturuldu. Bir tanesi tamamı Askeri personelden, bir diğeri ise Asker – Sivil karışımı personelden müteşekkil olacaktı. Kamuoyundan gizlenen Nato ya giriş beyannamesinde zikr olunan “ Stay – behind “ ı imzalayan ülkeler Nato bünyesinde yer alacaklar idi. Türkiye 1947 senesinde “Stay – behind” Nizamnamesini Reis - Cumhur İsmet İnönü vasıtasıyla imzalayarak, Batı ittifakında yer almayı taahhüd etmiş bulunuyordu. Bu maksatla 1947 senesinde Turgut Sunalp komutasındaAlparslan Türkeş, Daniş Karabelen, Ahmet Yıldız, Mucip Ataklı, Suphi Karaman, Faruk Ateşdağlı, Refik Tulga.....ilh, gibi subaylardan müteşekkil kadro, ABD nin Ford Bragg Askeri üssünegerilla eğitimi almak üzere gönderildi. Pentagonda, Türk subaylarına birer kod ismi almaları tavsiye edildiğinde, Turgut Sunalp; “Ergenekon” kod ismini aldığından; örgüte “ Ergenekon “ adıverildi. 1948 senesinde, eğitimini tamamlayarak Türkiye ye dönen çekirdek kadro; örgütün teşkilat şemasını teessüs ederek; paralel yapının diğer ayağını teşkil edecek olan sivil – asker karışımı Stay – behind örgütünü, Tek Parti devrinde; karaborsacılık, yabancı şirket temsilciliği, komisyonculuk tan zenginleşen Türkiye nin ünlü ve zengin “ Mutad bir şahsı “ liderliğinde kurduruyordu. Bu vesileyle batında Siyasi emellerini gizleyebilen CHP si, artık zahiren değiştiğini iddia edebilirdi.

Yahudi sermayesiyle, Selanikli avdeti Simavi ailesine Hürriyet gazetesi kurduruluyor, Yahudi sermayesiyle Sanayileşme hamlesi başlatılıyor; gayri -  Arap, Müslüman Türkiye üzerinden İsrail devletine meşruiyet kazandırılmaya çalışılıyordu. 1948 senesinde ilan edilen Yahudi devleti Türkiye tarafından tanınıyordu.

   İstiklal Mahkemeleri Kanunuyürürlükten kaldırılıyor, ilk mektep lere ihtiyari din dersi konuluyor, imam hatip mektepleri ve İlahiyat Fakültesi açılıyordu. Seçmen ise CHP ninyeni görünümüne inanmayarak, 14 Mayıs 1950 tarihinde “ Yeter Söz Milletin “ diyerek, DP ye iktidarı teslim ediyordu. DP zahiren iktidar olsa da, muktedir olan batında idi.

   6-7 Eylül (1955) olayları ile mübadele dışında bırakılan ve Türkiye sermayesinin önemli bir kısmını elinde bulunduran İstanbul lu Rumların Türkiye den Yunanistan a zorunlu kaçışı sağlanıyor, Rum ların tasfiye ettiği ticari ve sanai kuruluşları “ Mutad şahıslar” ca takviye olunuyordu.Irak Kralı Faysal, Menderes'e “ Osmanlı Devleti'nin dağılması neticesinde, bugün zelil bir durumdayız”, diyerek; ”Irak Devleti'ni fesh ederek, Türkiye Cumhuriyeti ne ilhak olmak istiyoruz” teklifinde bulunmuştu. 14 Temmuz 1958 tarihinde Emir Faysal a karşı Irak ta ihtilal gerçekleşti. Irak ile Türkiye nin sınırları kaldırarak tek bir devlet haline gelmesi halinde, siyasi karışıklıklarla boğuşan bölgedeki diğer devletlerin de Irak'ı örnek alarak Türkiye Cumhuriyeti'ne ilhak olmalarına sebebiyet verebilir, “Güç Dengesi” Türkiye ye kayabilirdi. “Eksen Kayması,” ABD - İsrail menfaatlerine ters düşüyordu, bölge de bir İslam Federasyonunun kurulması İsrail devletinin sonunu getirebilirdi.  “İsrail’in çöküşü Batı’nın çöküşüne yol açar “ dı.( İspanya’nın eski başbakanı Jose Maria Aznar. ) İsmet Paşa Menderes i tahkir ederek, Silahlı Kuvvetleri tahrik ediyordu, 1960 senesinde kurulan “ Meclis Tahkikat Komisyonıu “ Mecliste hararetli münakaşalara yol açıyordu. “ Meclis Tahkikat Komisyonu namı altında bir baskı idaresi kurmak istiyorlar.. Eğer bir idare, insan haklarını tanımaz, baskı rejimi kurarsa o memlekette ihtilal olur…. Böyle bir ihtilal dışımızda, bizimle münasebeti olmayanlar tarafından yapılacaktır….Arkadaşlar, şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır…. Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam.(İsmet İnönü. CHP si reisi.)

”Bizim çocuklar”şartların tamam olmasını beklediler. 1960 Şubatı nda, yani ihtilal den üç ay önce Türk Dışişleri, Menderes in haziran ayında bir dizi proje anlaşması için Sovyetler Birliği ni resmen ziyaret edeceğini duyurdu. Hemen akabinde o yılın eylül ayında Kruşcev in Türkiye ye geleceği açıklandı. Haziran da Menderes Moskova ya gidecek, Eylül ayında da Kruşçev Ankara ya gelecekti ve Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında bir dizi proje anlaşması imzalanacaktı.DP irtaca adan gayri, kömünizme de prim vermeğe başlamıştı! 27 Mayıs 1960 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti nde Başbakan merhum Adnan Menderes ve Hükümetine karşı ihtilal gerçekleşiyor; bölge stabil hale getiriliyordu. Ordu dan çoğunluğu kurmay, 7.000 subay tekaüd ediliyordu. Bunlardan 6.000 kadarı mütedeyyin subaylar; 1.000 kadarı ise inkilapçı ve K.Karabekir Paşa nın yetimleri olarak tavsif edilen Müslüman edilmiş Ermeni kökenli subaylardan müteşekkil idi. A.B.D – İsrail menfaatlerine elverişli olarak boşaltılan meydan “ Mutad şahıslar “ tarafından doldurulabilirdi. 12 Mart 1971 senesinde verilen muhtıra dan sonra terör tırmandırılmaya başlandı.12 Eylül 1980 senesinde Ordu bir kere daha idareye el koymuştu. ”11 Eylül günü akan kan 12 Eylül sabahı kesilmişti.” Ergenekon kod adlı Turgut Sunalp e “ MDP “ kurdurularak seçimlere gidildi. ANAP yerine MDP kazansaydı, Halkın tabiriyle “ Derin Devlet “ batından, zahire çıkarak aynı zamanda “Hükümet” olacaktı.

   "Bazıları SSCB'nin Ortadoğu'da tehlike oluşturduğunu zannediyor, bazıları da asıl tehlikenin Filistinlilerden geldiğini söylüyor. Ben diyorum ki, asıl tehlike, Kuzey Afrika'dan Endonezya'ya kadar bütün İslam dünyasını birleştiren devleti kurmak ve halklarını eski dönemlere götürmek isteyen Müslümanlardır"

(Richard Nixon,  ABD başkanı ) İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher, 1990 senesinde İskoçya daki NATO zirvesin de yeni düşmanın “İslam” olarak belirlendiğini açıklamaktan kaçınmıyor, NATO eski Genel Sekreteri ve ABD Başkan adaylarından Willy Claes, birçok kez “komünizmin çöküşünün ardından en büyük tehdidin İslam” olduğunu ifade ederken,örgütün yeni misyonunun "İslâm ülkelerindeki köktendinciliğe karşı mücadele" olduğunu ilan ediyordu. Yeni konsepte aykırı olarak, 28 Haziran 1996 tarihinde İslamcı ! olarak tavsif edilen merhum, Prof. Dr. N.Erbakan Başbakan olarak koalisyon Hükümeti kuruyordu. Demokrasiye balans için çevik bir şekilde toplanıp, brifing tertip eden “ Mutad şahıslar “ kimliklerini faş ederken, her türlü enstrüman kullanılarak 30 Haziran 1997 senesinde Hükümet istifa ettiriliyor, yerine kurulacak olan koalisyon Hükümeti ise Türkiye yi bir kere daha İktisadi buhrana sürüklüyordu. Halkımız, “ Yeter Söz Milletin “ diyerek,Makus talih ini değiştirecek olan AK Parti sini iktidara taşıyordu.TahsiliniA.B.D nde burslu olarak tamamlamış olanlar, CHP si propagandası yaparken, “ Tercüme – i Hal le rini “ bilmeyenlere;

“ Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu “ kibar – Kelam – ı nı hatırlatıyor, “ biz değiştik, artık eski CHP si değiliz diyenlere ise, parti merkezinin adresini, reis ve sekreterinin kimliğini  açıklıyorlardı.

   ''Bölge ile bütünleşeceğiz. Zihninde bir düzen resmi olmayanlar değişime öncülük yapamazlar. Kaostan medet ummanların, çatışmalardan güç çıkarabileceklerini düşünenlerin o değişimi pozitif anlamda yönetme şansları yok. Bizim zihnimizde bir resim var. Ortadoğu da, Balkanlar da sınırların kalkmasını istiyoruz, anlamsızlaşmasını istiyoruz. Tarihte olduğu gibi bu halkların bir arada yaşamasını istiyoruz.  Dünyada şu anda iki vizyon çarpışıyor; bütün bu ekonomik havzayı bütünleştirme çabası içindeki Türkiye nin vizyonu, maalesef ikinci vizyon bizim entegre olmak istediğimiz bir başka dünyanın kısıtlayıcı vizyonu, Edirne ye vize duvarı örmek isteyen Avrupa da statükocu vizyon... “ ( Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanı. www.timeturk.com14.03.2011)
 

   Merhum Menderes in varisi olarak, Adalet Partisi kurucuları arasında yer alan, Mahmud Celal Bayar ın varisi olarak, Sn, Demirel tarafından tasfiye olunan; Peder Bey merhum Baytar Muhiddin efendi; “ Siz, yeryüzünü, Reagan ile Gorbachov un mu idare ettiğini zannediyorsunuz? ” diyerek, sorduktan sonra; “Nasılsanız, o tarz da idare edilirsiniz.” …..                            

   Adalet, hak ve hukuk için, refah seviyesinin artması, mamur bir Türkiye için, milletin kar etmesi, kazananın millet olması için, 12 Haziran seçimlerinin hayırlı olması temennisi ile; HEDEF 2023, DURMAK YOK, YOLA DEVAM……

www.belediyegazetesi.net