Umumi Harbin Güzergahı ve Çanakkale

Avrupa lı güçler, XV. ve XVI. Asırlar da, keşiflere müteakiben, Dünyanın kalanını murakebe edebilmek maksadıyla, birbirleri ile kıyasıya bir rekabet içine girmişlerdi.
 
Napolyon Bonapart, 1798 de Mısırı istila ederek Suriye ye ilerlediğinde, niyeti Babil üzerinden Hindistan a, dolayısıyla Britanya ya zarar vermekti. Britanya ise Avrupa ya karşı Osmanlı devletini destekleyerek, doğu Akdeniz üzerinden, Hindistan a giden güzergahın ehemmiyetini Osmanlı devletinin temin etmesine güveniyordu. XIX. Asırda    “ Büyük Oyun “ rekabetinin sürdüğü bir alan olarak Batılı diplomat ve politikacılar için ilgi odağı Yakın Doğu, Osmanlı mülk ü idi. Günümüz Yakın Doğu nun tebarüzünde vesile olan Britanya politikacıları Winston Churchill, Asquith, E.Grey, D.Loyd George, W.E. Gladstoneve savaş bakanı LordKitcheneridi. Büyük Oyun, 1829 senesinde Britanya Başbakanı nın Afganistan üzerinden yapılacak, Rus saldırısına karşı Hindistan ın en iyi nasıl müdafaa edileceği stratejisini ihtiva ediyordu. Müslüman Asya ya, İngiliz Hindistan ı  ve Mısır tariki üzerinden sevkiyat yapıp, Rus saldırısını bertaraf etmek idi. Viyana Kongresi ne rağmen, 1853 – 1856 seneleri arasında patlak veren Osmanlı - Rus ( Kırım ) harbinde Britanya, Fransa, Piyomete – Sardinya, Osmanlı ittifakı,Rusya ya muzaffer oldu. Napolyon dan sonra, Çarlık Rusya sı oyuna dahil olunca; Britanya ile Rusya arasında rekabet başladı, ehemmiyetine binaen İstanbul, Dünya politikasının kavşağında bulunuyordu. Avrupa – Asya ( Doğu – Batı ),Akdeniz – Karadeniz (Kuzey – Güney ) geçişine, Çanakkale Boğazıile birlikte hakim olan İstanbul; Rus kıyılarını denetimi altında tutabilirdi. Ruslar, İstanbul a hakim olabilirlerse, Akdeniz e inerek; Britanya ya tehdit olabilirdi. 18 Ocak 1871 senesinde Alman birliği nin kurulması ve kısa zamanda Britanya ya rakip olması üzerine,1880 – 1885 senelerinde Gladstone,Osmanlı devleti ile olan ittifakını bozdu. 1905 senesinde Rusya nın, Japonya ya mağlubiyeti, Rus içtimaiyatında zuhur eden kital, Almanya – Osmanlı ittifakına yol açtı. Britanya, Rusya ya karşı, Japonya, Almanya ya karşı, Fransa ile müttefik oldu. Rusya, Afganistan dan vazgeçti, Tibet tarafsızlaştırıldı,İran üçe parçalanarak, bir parçası Rusya, bir parçası Britanya kontrolüne geçti. ( 1907 ) Kıbrıs ve Mısır Britanya tarafından işgale edildi. 1911 senesinde Trablusgarp ve Ege adalarıİtalyanlar tarafından işgal edilince, Osmanlı Maliye Nazırı ve İngiliz yanlısı politikaları ile tavsif olunan M.Cavid bey; İngiltere den yardım istedi. Kabine de müspet tavır alan yegane politikacı W.Churchill idi. Churchill, Türk lerin dostluğunu, İtalyan ların dostluğuna tercih ediyordu. Britanya dışişleri ise, Türk lerin, Müslüman olarak, İtalyan lara karşı muvaffak olması durumunda; Mısır ve Hindistan da Britanya ya; Tunus ve Cezayir de ise Fransız lara karşı ayaklanmaların olabileceği sebebiyle, Churchill in talebini reddetti.
 
28 Temmuz 1914 senesinde Umumi Harp başladı. Bismarckın teşhisi ile  “ İngiliz Siyasetinin en bariz vasfı riyakarlıktır. İngiliz ferdi olarak,nefret ettiği her vasıtayı kullanır.Fransa nında, kullandığı vasıtalar bakımından ondan aşağı kalır tarafı yoktur; ancak burada, İngiliz siyasetin de sıkça görülen riyakarlık ve kalleşliğe bu derece rastlanmaz.”fehvasınca; Osmanlı devletinin, Britanya ya sipariş ettiği, Reşadiye ve Sultan Osman 1 harp gemilerine, W.Churchill 31 Temmuz 1914 tarihinde el koydu. Goeben ve Breslauharp gemilerinin, Çanakkale boğazını geçerek, Osmanlı devletine sığınması, Osmanlı bandırası ile Rusya nın Karadeniz limanlarını bombardımanı üzerine; Osmanlı harbe dahil oldu. Churchill, Britanya donanmasına, Çanakkale boğazını ablukaya almaları talimatı verdi.
 
W.Churchill, İngiliz filo komutanı Amiral Carden a, Çanakkale yi sadece gemilerle aşmanın mümkün olup, olamayacağı sorusuna; Amiralin cevabı: “ Operasyonu çok sayıda gemiyle genişletmek zorunda kalabilecekleri “ idi. Churchill pek çok yeteneği olmasına rağmen meslektaşlarının tepkilerine ve ruh haline ehemmiyet vermez idi. Mesai arkadaşları ve dostları, Churchill i, babası gibi ruhsal bakımdan dengesiz, kaprisli, her şeyi şahsına bir saldırı olarak tavsif eden, kararlarında istikrarsız olarak tarif ediyorlardı. Amiral Carden in planı aksine, Çanakkale ye kuvvetli bir donanma ve kuvvetli bir kara ordusuna ihtiyaç olduğu fikri ağır basmıştı. 16 Şubat tarihinde, savaş bakanı Lord Kitchener 29. Tümenve Mısır da bulunan, Avustralya, Yeni Zelanda birliklerinin de Çanakkale ye gönderilmesi emrini verdi. Plana göre, gemiler boğaz harbini kazandıktan sonra, kara birlikleri Çanakkale nin her iki kıyısı ve İstanbul u işgal edeceklerdi. Kitchener Churchill e, “ sen boğazdan geç, ben adam bulacağım “diyordu. 22 Şubat tarihinde kamuoyuna Çanakkale seferinin başladığı ilan edildi. The Times gazetesi, “ kara kuvvetleri ile desteklenmedikçe, denizden bombardımanın fazla başarılı olamayacağını “ yazıyordu. Konsey toplantısında Savaş Bakanı Lord Kitchener “ Çanakkale de mağlup olursak çok ciddi sonuçları olur “ açıklamasında bulunuyordu.
 
Osmanlı devleti Çanakkale yi tahkim etmiş fakat mühimmat sıkıntısı çekiyordu. 19 Şubat sabahı Amiral Carden komutasındaki donanma bombardımana başlamıştı. İstanbul daki A.B.D sefiri, İtilaf devletlerinin zaferinin kaçınılmaz olduğunu rapor ediyordu.
 
Bombardıman başlayınca Atina, Bükreş ve Sofya dapolitikacılar itilaf devletlerine yanaşmaya başladılar. Yunanistan Başbakanı Venizelosüç tümen askeri hemen Çanakkale ye göndermeye hazırdı. 4 Mart tarihinde Amiral Carden in W. Churchill e gönderdiği telgrafta, “ hava şartları müsait olursa, donanma ondört gün içinde İstanbul a varabileceğini “ bildiriyordu. Henüz harbe iştirak etmeyen İtalyan lar dahi  “ Osmanlı devletinin parçalanmasından paylarını istemeye başlamışlardı.”Churchill dışişleri bakanlığına yazdığı mektupta “ Osmanlının Avrupa topraklarının ve İstanbul un işgal edilmesini, Asya daki topraklarının ise, Osmanlı devletine bırakmak kaydı şartıyla bir ateşkes imzalanmasını “ tavsiye ediyordu. Rusya dışişleri bakanı Sazanov, Çar II. Nikola nın İstanbul ve boğazların her iki yakasındaki toprakların Rusya ya bırakılması talebini Londra ya bildiriyordu. Fransa Rusya nın talebi ile dehşete düşmüş, Fransa nın menfaatlerine aykırı olan bu talebi iyiniyet sözleri ile oyalamayı tercih etmişti. İngiliz Dışişleri ise, Rus sarayında ki Alman yanlılarının tesirini azaltmak maksadıyla, Rusya nın talebine müspet cevap verilmesi kanaatinde idi. Zaten Sir E.Grey, Rus hükümetine 1908 senesinde İstanbul un Rusya yaverileceğini vaat etmiş bulunuyordu. Britanya hükümetinde kimin ne yaptığının önemi yoktu. Britanya 12 Mart, Fransa 10 Nisan 1915 tarihinde Rus Çar ının talebini resmen kabul ediyorlardı. İstanbul un Rusya ya verilmesi kararı gizli tutulmalıydı, aksi halde Hindistan ve Mısır daki Müslümanlar ayaklanabilirdi. Hilafet merkezi İstanbul dan Hicaz a taşınacak, Mekke Emir i, Şerif Hüseyin Paşa Halife ilan edilerek, Arabistan da bağımsız bir Arap devleti kurulacaktı. Kahire de Arap bürosu nezdinde Arap ayaklanması başlatmak maksadıyla 1915 de harekete geçildi.
 
Nasılsa, Çanakkale deki Osmanlı ordusunun üçte biri ile Arap yarımadasındaki Osmanlı ordusu askerlerini çoğunluğu Arap asıllılardan müteşekkildi. Lord Kitchener a göre, “ Avrupa daki mevcut buhran nedeniyle tehir edilmiş eski düşmanlıklar ve kıskançlıkların nüksetmesi, Britanya ile Fransa ve Rusya arasında veya her iki devlet ile karşı karşıya kalınabilirdi, Britanya nın İslam aleminin ruhani liderliğini ele geçirerek, Büyük Oyunda muzaffer olabilecekti.”
 
İstanbul, Rusya ya bırakılabilirdi, ancak hilafet ve halife Hicaz da olmalıydı. Sir Sykes Arap bürosunun başına getirildi. Osmanlı devletinin akıbeti Britanya kabinesinde tartışıldığı esnada, Başbakan, Kabine azalarına “ bu tartışma, bir haydut çetesi tartışmasını andırıyor “diyordu. Rusya nın İstanbul u, Fransa nın Suriye yi almasını dengelemek maksadıyla, Filistin de Siyonist bir devlet kurulması fikrine aciliyet kazandırıyordu.
 
Amiral Carden 17 Mart 1915tarihinde tekrar hücuma geçmeye kara vermişti, fakat korkuyordu, hastalandı, yerine muavini John de Robeck tayin edildi. 18 Mart sabahı Saat 10.45 te hücum emri verildi. Saat 14 te Fransız gemisi esrarengiz bir şekilde infilak ederek batıyordu. İki saat sonra Irisistible adlı İngiliz gemisimayına çarpıyor, kurtarmaya giden savaş gemisi de mayına çarparak her ikisi de batıyordu. Ardından açılan top ateşi neticesinde, bir Fransız gemisi yara alarak karaya oturuyordu. Amiral J.de Roberck Curchill e gönderdiği telgrafta, üç dört güne kadar tekrar hücuma geçebileceklerini bildirince, sevinçle karşılanıyordu. Churchill in bilmediği ise, Deniz İstihbarat Müdürü Albay Hall, Talat Paşa ile sulh müzakerelerine başlamıştı. Osmanlı devletine ödenecek dört milyon Sterling tazminat karşılığında, Osmanlı devleti  harpten çekilecekti.15 Mart tarihinde başlayan müzakereler, Britanya delegesinin, Osmanlı devletinin toprak bütünlüğü için güvence veremeyince dağıldı.
 
Churchill müzakerelerden haberdar olunca çılgına döndü, kabineye “ yarın boğazı geçiyoruz “ teminatını verdi. İtilaf donanması panik içindeydi, bilmedikleriboğazda kıyıya paralel birkaç mayına çarptıklarıydı, Amiral Robeck boğazı  boydan boya kesen bir mayın tarlasını beyhude yere aratıyordu. 23 Mart ta toplanan Britanya savaş Konseyi Kara kuvvetlerinin çıkarma yapmasına karar veriyordu. Halbuki Amiral Robeck ise ricat edilemesini tavsiye ederek, vazifesini devretmeye hazır olduğunu bildiren telgrafı panik halinde Londra ya gönderiyordu.
 
Arap bürosunu idare eden Sir Mark Sykes 18 Mart hezimeti üzerineChurchill e  mektubunda,“Türkler, düşünecek zaman bırakıldığında her zaman heybetli olurlar “ diye yazıyordu.
 
Britanya kara kuvvetleri, Gelibolu da,S, V, W, X ve Y kod adlı kumsallara çıkarma yaptılar. Y de Osmanlı ordusu yok idi, ilerleyecekleri yerde komuta kimde münakaşası yaparak, kumsalda durdular. X, S kumsallarında durum aynı idi, kara birlikleri kumsalda sıkışmış, Osmanlı ordusu ise tepelerden hakim durumda idi. Kara harbinde her iki tarafta büyük kayıplar vermişti. 9 Ağustos 1915’te tarihe; birinci Anafartalar Savaşı; 21 Ağustos 1915’te ikinci Anafartalar savaşı olarak geçen çok kanlı savaşlardan sonra 20 Aralık 1915 tarihine geldiğimizde, artık bu topraklarda İngiliz,Avusturalya,Yeni Zelanda askerlerinden bahsetmek imkansızdı. Gelen bir emirle müttefik askerleri geri çekilmişti.
 
20 Aralık 1915 saat 06.30 sularında Müttefik askerlerden bir tekine bile rastlamak mümkün değildi.Evet ÇANAKKALEgeçilmezdi.  Lord Kitchener Gelibolu ya gelip, durumu kendi gözleri ile görünce ricat emri vererek, tahliye ye başladı. İtilaf devletleriÇanakkale harbinde  muzaffer olsalardı harp nihayet bulurdu. Britanya, mağlubiyet üzerine Arap yarımadasına döndü, Hükümet istifa etti, Araplar isyana teşvik edileceklerdi. “ Büyük Britanya elindeki tüm imkanları, Arap milliyetçilerini, Türklere karşıkışkırtmak için seferber etti. Arap milliyetçilerini maksadı için insafsızca suistimal etti.” (A. Zehrevi )Çanakkaleye müteakiben Kut – ül Amare de Osmanlı ordusunun zaferi, İtilaf Devletlerinde panik başlatmıştı. L. George Başbakan olduktan birkaç ay sonra “ ölüm taciri “ İzmir li silah tüccarı Basil Zaharoff vasıtasıyla Enver Paşa ile sulh görüşmelerine başladı . Filistin ve Mezopotamya nın Britanya da kalması gerektiği hususunda ısrarcı olunca, Enver Paşa sulh teklifini reddetti. L.George, Filistin de Siyonist devlet kurulmasını arzu ediyor, Mezopotamya yı ise Ham petrolü vesilesiyle terk edemiyordu.
 
“Türk devleti kıyamete kadar bakidir.!. Şekilden, şekile girer ama, yıkılıp dağılmaz, devlet olma vasfını muhafaza eder.”
 
İngiltere ise “ O zalim İmparatorluk, balıkçılıkla geçinen küçük bir ada devleti haline gelecek!.” Merhum Ahmed Amiş Ef. Haz.
 
“Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı.”
 
Sami Paşazade Sezai 
 
 
 
Şüheda gövdesi, bir baksana,dağlar,taşlar
 
O,rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
 
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
 
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
 
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
 
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i.....
 
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
 
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
 
“GÖMELİM GEL SENİ TARİHE” desem, sığmazsın.
 
Şair Merhum Mehmed Akif ERSOY